Demir Bilgin
Yazmak,
bugünü görüp yarına işaret etmek demektir. Yazmak, bugünün politik olgularını
görüp, yarınlarda ne olacaḡına haber
vermek demektir. Yazmak, haberci olmak demektir. Yazım, bir haber yazısıdır.
Haberimin ana halkası, 25 Eylül’de, Güney Kürdistan’da yapılan referandumun
dışsal etkisi üzerinedir. Yani Türkiye üzerinedir ve şudur: Güney Kürdistan
referandumu, Receb’in de, sonunu getirmişir. Receb, politik olarak bitmiştir.
Receb,
bitmiştir ve bittiḡi için de, Barzani’ye öfkelidir. Öfkenin, ecele faydası olur
mu, olmaz. Birinci nokta budur.
İki:
Receb, 16 yıldır Barzani’yi kullanarak iktidar olmuştur. En son referendum
seçiminde, Barzani’yi Ankara’ya davet ederek ve Kürdistan bayraḡını, Ankara’da
göndere çekerek, Kürtlerden oy istemiştir. Receb, kendi kuyusunu kendisi
kazmıştır. Kim kimi kandırmş, Receb’te biliyor. Receb, bu yüzden, Barzani’ye
küfrediyor. Küfür mü, sahibine döner,
bunu da unutmuştur.
Üç:
Küfürcü Receb, iktidarda kalması için yapamayacaḡı cinnetlik yoktur. Irak’la,
İran’la telefon görüşmeleri yaptı, Güney Kürdistan’ı işgal edelim dedi. Olmadı.
O zaman, sınırlarda, askerti tatbikat yapalım, Barzani’ye gözdaḡı verelim dedi.
Bunun ötesi de yoktur. Askeri tatbikat mı, ancak halkınıza yaparsınız, Receb’in cinneti bu
olacaktır. Dördüncü maddeye geçmeden önce, bir parantez açıyorum:
Receb’i
en iyi tanıyan eski arkadaşı Abdullatif Şener. Şener, bir mülakatında, Receb
için şöyle diyordu: Receb, iktidarda kalması için, eşini bile satacak bir
tiptir!”
Devam
ediyorum ve dört: Cinnet geçiren Receb, Putin’i davet etti. Ama istediḡi,
cinnetliḡi almadı. Putin, bir Rus’tur, binlerce Receb’i çıplak olarak, Rus
ayılarına bindirir. Ruslar mı, Türkleri
her zaman çıplak bırakmışlar, Receb’te en sonunda çıplak olacaktır. Receb’in en
büyük korkusu da budur.
Beş:
Angela Merkel, her ayda Receb’i ziyaret ediyordu, ”En iyi anlaştıḡım lider,
Erdoḡan” diyordu. Sonunda, Markel, Nazist ilan edildi.
Putin’i
de ziyaret etti. Putin’de, ikinci kez ziyaret etti. Yakınlarda, Receb, Putin’i
de, “zalim, korkunç Ivan” ilan eder.
Şu
an, Macron da, “Receb’i her hafta telefonla arıyorum” diyor. Yakınlarda,
Macron’da, ”gavur” ilan edilir.
Receb
mi, budur. Rusların deyimi ile aklı dengesi bozuktur.
Altıncı
madde mi, yoktur.
Sonuç
mu, şudur: Yazmak mı, önceden haber vermektir.
Haberimin
özeti mi, şudur: Güney Kürdistan referandumu, Receb’in de bitişi demektir.
Korku
mu, Receb’in damarlarındadır. Receb mi, kaçacak bir ülke aramaktadır.
Güney
Kürdistan referandumun en güzel hediyesi mi, budur!