27 Haziran 2015 Cumartesi

DİKTATÖR ERDOĞAN, ZIVANADAN ÇIKTI…






Mihrac Ural

Avazı çıktığı kadar bağırıyor, seçimden aldığı sarsıntının etkisi altında nüronları dağılan diktatör: “Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güneyinde bir Kürt oluşumuna asla izin vermeyeceğiz” diye çılgınlıkla, akıl zoru söylemler savuruyor; kendini Osmanlı padişahı sanan bu soytarı, bu söyleminde bile komşu ülkenin bağımsızlığını ihlal etmekten, ona bir eyalet muamelesi yapmaktan çekinmiyor. Burada da durmuyor, Suriye yönetimine bildik saldırılarını aldığı hezimet acılarıyla yaparken, Kürtlerin haklı mücadelesi ve Suriye ordusuyla YPG güçlerinin ortak vatan savunmasındaki ilişkisine müdahil olma cüreti gösteriyor. Tehditler savurarak, yapamayacağı işlerin altına gireceği sanısı yaratmaya çalışıyor. Kobani’yi, İŞİD gibi kuklalarıyla bombalatıp masum insanları katlediyor, utanmadan da bunu, Suriye’ye mal etmeye çalışıyor. Simülasyonlarda domino taşlarını tekrar yerli yerine oturtmak için giriştiği bu korkakça eylemlerin üzerini örtemeyeceğini anlayınca tehditlerin dozunu komik düzeylere götürüyor.

Diktatör seçimlerde aldığı darbeden sonra, ayakları altındaki kumların hareketlenmeye başladığını gördü. Bunun yarattığı kaygıyla, sorumsuzca savrulmalara başladı. Bunun sonucu da kendi yalan kurgu imalatı, “ÇÖZÜM SÜRECİ”ni unutup Kürtlere ver yansın ediyor. ”Sizinle oynayacağım kadar oynadım, artık bunun önemi kalmadı seçimlerde de halkın darbesi geldi bundan sonrası kılıçları çekip sizinle konuşacağım” demeye getiriyor. Ama bu soytarı diktatör bilmiyor ki, karşısında satrancı çok iyi oynayan bir Kürt liderliği duruyor; oyuna gelen de kendisinden başkası değildir. Sonuçlar da bu gerçeği gösteriyor kazanan Kürt halkıdır, kaybeden ise halkların haklarıyla alay edenlerdir; 80 milletvekili, 100 belediye başkanlığı, %13 oranında oyla ( yaklaşık 6 milyon oy) dev bir siyasal kazançtır.

Kimyası bozulan diktatör Erdoğan, kendisini iktidara taşıyan siyasal İslam’ı da deneyimleriyle görmek tanımak isteyen batılı emperyalist güçlere de saldırmaya başlaması, yaklaşan sonun işareti gibi duruyor.

Diktatör Erdoğan, siyaset cahilidir, danışmanları da bir o kadar derin cehalet içindedir. Bu ekip devleti ve halkı soymaya kurgulanmış akıldan başka bir şey taşımıyorlar. Hatırlayalım, bir dönem diktatörü Arapların lideri olabileceği Nasır’dan boşalan yerin, hâlâ doldurulamadığı, bunu ancak bir Osmanlı torununun yapabileceği... kulağına üflendi. Sonuç: Tüm Arap alemiyle kavgalı hale gelmekle sonuçlandı. Nasır, Nil’in evladıdır, Mısır Arapların abisidir, Arap’tır ve potansiyel kültürel açıdan da, bin yılların ilişki ağlarıyla önderliği taşıyandır. Nasır olmak için, en azından Araplara karşı Osmanlının zulmüyle ilgili olmamak gereklidir. Bu sanılar hızla çöktü, ardından Sünni liderliğe oynaması için öne sürüldü. Bu cahil, Sünniliğin Mısır’ın Ezher’i,Hicazın da, Mekke ve Medine’si olmadan olmayacağını bilmeyecek kadar da aptaldı. Bu sanılarda çöküp gitti. Halife ilanına yeltenenler olmadı değil, diktatörün böylesi saçmalıkların arkasından sürüklenmesi ise hiç de zor değil.

Bu savruluşlardan en önemlisi de, Kaddafi Libya’sıyla kardeşliğini bir anda bırakıp, NATO dümeninde gösterdiği ihanet ve düşmanlığı; Amerika, İsrail, Katar, Suudi kışkırtmasıyla, Suriye gibi kardeş bir ülkeye yöneltti. Oysa bu ülkeyle ortak hükümet meclisi kuruldu, her türden iktisadi anlaşmayla ortak pazar oluşturuldu, sıfır gümrüğe doğru yol alındı. Hiçbir neden olmadan Suriye’ye karşı gösterilen bu kin ve intikam arzusunun temelleri yoktu ama Amerika’nın oyununa gelmek vardı, sürükleniş vardı.

Bu cahil takımın ölümcül handikabı da, Suriye politikası olmuştur. Seçimde, Türkiye halklarının vurduğu tokat, bu vebalin sonucudur. Suriye bu yanıyla, muhalefet güçlerine enerji veren diktatörlüğü de deviren etmenlerden biri olmuştur.

5 yıl sonra kazanan Beşşar Esad oldu. Dünya teröre karşı Esad’ı da hesaba katarak mücadeleye giriştikçe, soytarı diktatör yalnızlaştı ve kaybetti. Bunun kızgınlığı, bunun yarattığı yıkım, bu soytarının pusulasını alt üst etti, kimyasını bozdu. Kükremeler de bundandır.

Bundan sonra daha derin sürükleniş ve yıkılışlara tanık olacağız. Kurduğu derin devlet de, birbirini yeme aşamasında, ifşaatlar başlayacak, bölünmeler yaşanacak, suçlamalar ardı arkası kesilmeden devam edecek. Batan gemiyi fareler terk ettikçe, diktatör yalnızlaştıkça muhkem son gelip çatmış olacak.

Bu noktada, Türkiye siyasal tarihinde artık unutulmuşlar arasına giren bir partiyi hatırlatacağım:ANAP… AKP, aynıyla bu partinin yaşadıklarını bire-bir yaşayarak buharlaşacaktır. Siyasal İslam’ın dünya ölçeğinde maruz kaldığı hezimet ve iflasın son noktası Türkiye’de konulacaktır. Tarihinin hiçbir döneminde ne ülkesine ne dünyaya barışçıl katkı yapamayan, ekonomik, sosyal, siyasal argümanlarıyla hiçbir yenilenmeyi temsil etmeyen bu yönelim, artık sona gelmiş, kullanım tarihi kısa sürede bitmiştir.

Diktatörlüklerin yıkılma aşaması en tehlikeli aşamadır. Çünkü bu şaşkınlar, her türden kanlı katliam girişimlerini refleks olarak gösterebilirler, denetimlerinde olan derin devletle de akıl almaz faili meçhul yaratabilirler. Bu süreç çok dikkatli olunması gereken bir süreçtir...

Kendi adıma, halkıma ve gençliğe şunu söylemek istiyorum:
Yakın dönem ciddi bir siyasi krizin içine girilecektir. Bunu ciddi bir ekonomik kriz takip edecek ve ülke onarılması güç bir sürece yuvarlanacaktır. Bu soytarı diktatörün çılgınlıklarını artıracak olan gelişmeler meydanları, halkın kendini ifade etme alanı haline getirecektir. Bunun için hazır olun, sıcak meydan direnişleri dönemi açılıyor, özgürlük ve demokrasi güneşi de, buradan doğacaktır. Suriye’ye uzanan eller de, burada kırılacaktır!
---


27 Haziran 2015 / Cumartesi – Kaseb

13 Haziran 2015 Cumartesi

Seçim sonrası: So what?



Demir Bilgin

7 Haziran Genel Seçimleri belli oldu. Bundan sonra ne olacak? Arapça ile ”maze fi zelike?” İngilizcesi, ”so hvat?” Ne olacak? Cevaplar mı, tahmin ve bulgudur. Tahminlerimi ve bulgularımı yazmak istiyorum. Noktalar halinde yazıyorum. Başlıyorum.

Bir: Ak Parti, Apo ile oynadığı kumarı kaybetmiştir. İşid'çi Recep Tayyip, Mit elemanı Hakan Fidan ve Apo arasında yapılan ”gizli anlaşmada” HDP'yi barajı aşamayacak şekilde seçimlere katmışlardır. Plan tutmamış, hem Apo, hem de Recep, kumarda kaybetmişlerdir.

Kumarda kaybedenler, yeni taktikler uygulayacaklardır. Apo'dan ses yoktur, ama Receb'in devam etmesinden yanadır. Recep, Ak Parti'nin iktidarda kalması için, İmralı'ya yalvaracaktır.

Ne için mi? Recep içindir. Parlemento aracılığı ile , şimdilik, ”halife” tayin edilemeyen Recep, Apo ile anlaşacaktır. Bunun zemini yapılıyor. Sessiz Apo, bunun için sessiz bırakılmıştır.

Bunun karşılığı mı, Apo'nun serbest bırakılmasıdır!

İki: Ak Parti kimlerle koalisyon yapabilir? MHP, zaten Ak Parti'nin yedek elemanıdır ama koalisyona girmez, çünkü Kürd düşmanı bir vurucu güçtür. CHP vardır. Şu anki CHP ile Ak Parti arasında ne iç politikada, ne de dış politikada fark yoktur. Anlaşmaları mümkündür ama kim Başbakan olacak, mesele budur. Deniz Baykal, bunun için, Receb'e koşmuştur! Recep'te: Ak Parti'siz bir iktidar istemiyorum, demiştir.

Tuzak ve hedefler mi, Receb'in, hangi yoldan olursa olsun, halife seçilmesidir!

Bunun anlamı mı, halifelik için her şey helaldır!

Üç: HDP ne yapar? HDP, İmralı'ya bağlıdır, zira HDP'yi, Apo kurmuştur. Apo ne derse, HDP evet der mi? Soru budur. Görünen şudur: HDP, Apo'nun çizgisinden kaymaz ama İşid'çi Ak Parti'ye kayar, bu da açıktır. Karşılık mı? Apo'nun azad edilmesidir. Recep mi, zaten bunun için uğraşıyor.

Dört: CHP var mı, ben göremedim. CHP, kendi siyasal kuruluşunu savunamayacak kadar gelen bir enkaz yığınıdır. Deniz Baykal ya da Deniz Recep Erdoğan, bunun için olsa gerek, Receb'e gitmiştir. Pis değnek buna denir.

Bu mu, şudur: CHP, Ak Parti ile de anlaşır, zaten politik olarak aynı fikirleri savunuyorlar.

Sorun mu, şudur: Kim Başbakan olacaktır?..

Seçim sonrası: So what?

Tahmin ve bulgular vardır:Ak Parti, iktidarı kolay bırakmaz; bu nedenle Ak Parti'nin öncülüğünde bir koalisyon kurulur: Şer koalisyonu!

Ak Parti, Apo ile anlaşır, onun ”serbest” bırakılması şartıyla, HDP, Ak Parti'yi destekler.

Seçim sonrası ya da ”so what?”

Tahmin ve bulgular şudur: Ne olursa olsun, amma Recep halife olsun!

Tutar mı, belli olmaz!



5 Haziran 2015 Cuma

CAN DOST, ALİ...



Haci Cirik / Fezali

Kırk üç yıl önceden geldim Berlin’e
Bugün,  yarın diye çalıştım, Ali
Vatandan kovdular,  gurbet eline
Bugün, yarın diye alıştım, Ali

Toprağım yerinde hayalim kaldı
Kazandım yıllardır devletim çaldı
Gümrükte,  tapuda,  nüfus ta yoldu
Bugün yarın diye yarıştım, Ali

Dostların özlemi, derin yanar, bil
Derdimi söylemez,  tutuldu bu dil
Kor kor yanan ateş olunca hep kül
Bugün yarın diye barıştım, Ali

Çektiklerim ise dilimden oldu
Yüzüme gülenler şamarı vurdu
Fezalim yarasın kendisi sardı
Bugün yarın diye eriştim, Ali

4 Haziran 2015 Perşembe

KAMUOYUNA!


R. T. Erdoğan, tarafsız ve sorumsuz cumhurbaşkanı görünümü altında, iktidar partisi AKP genel başkanı gibi davranmayı sürdürmektedir.

Seçime gittiğimiz şu günlerde bu acayip tutum, Can Dündar ve Cumhuriyet gazetesine yönelik anayasa ve kanun dışı davranışların da eklenmesiyle, kesinlikle tahammül edilemez hale gelmiştir.

Komşu Suriye’nin devlet başkanı Esad’ı düşürmek için devletin MİT tırlarıyla silah kaçakçılığı emrini vermek, sonunda, BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası mahkemeler gibi evrensel kuruluşların yetki alanına girecektir.Bunu bir kenara bırakırsak, bizleri bu olayda en fazla rahatsız eden iki şey vardır:

1) Beceriksizce, birbirini yalanlayan yalanlar söyleyerek vatandaşın zekasıyla alay edilmesi;

2) Can Dündar-Cumhuriyet dosyasının avukattan bile saklandığı bir yasaklamalar silsilesi sonucu olarak, vatandaşın anayasal hakkı olan yalansız haber alma hakkının ihlal edilmesi.

Türkiye böyle şeylere tahammül etmek için artık fazla gelişmiş bir ülkedir. AKP ve Erdoğan bunu seçimlerde fena halde anlayacaklardır.

Kamuoyuna duyurulur.

ANKARA DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK GİRİŞİMİ

Abdullah Demirbaş, Abdullah Suheyl Baran, Abud Can, Adil Okay, Adnan Genç, Adnan Kulhan, Ahmet Abakay, Ahmet Aykaç, Ahmet İsvan, Ahmet Kınay, Akın Atauz,  Akın Birdal,  Ali Arsin, Ali Gökkaya, Ali Kılıç, Ali Usta, Aslan Gabriel, Atilla Dirim, Attila Tuygan, Aydın Ördek, Ayhan Bingöl, Ayla Özdemir, Ayşe Fehimli Kuzu, Ayşe Günaysu, Ayşe Memiş, Baskın Oran, Başaran  Beşiroğlu, Bekir Reyhan, Bülent Tekin, Can Yaman Acar, Celal İnal, Cemil Kocatepe Çakır Ceyhan Suvari, Çetin Kurtoğlu,  David Vergili,  Derya Yetişgen,  Doğan Özgüden,  Eflan Topaloğlu, Elif Yıldız Nasuhoğlu, Engin Erkiner, Ercan İpekçi, Erdal Doğan, Erdoğan Boz, Erdoğan Doğan,  Ergun Kuzenk,  Erkan Metin, Erol Özkoray, Ertuğrul Gümüş, Esat Papila, Faiz Cebiroğlu, Fatma Dikmen, Fatma Zorlu, Ferit  Banipal, Feyhan Oran, Fikret Başkaya, Furkan Çay, Fusun Erdoğan, Gül Gökbulut, Gün Zileli, Güneş Uzun, Güngör Şenkal, Gürhan Ertür, Hacı Orman, Hakan Bilge, Hakan Pişkin, Haldun Açıksözlü, Halil Poyrazlı, Halim Köseoğlu, Hamza İnce, Hanna Beth-sawoce, Hasan Burgucuoğlu, Hasan Cemal, Hasan Kaya, Hasan Oğuz, Hasan Zeydan, Hatice Çevik, Hicri İzgören, Hovsep Hayreni, Hulusi Zeybel, Huriye Şahin, Ira Tzourou, İbrahim Seven, İlyas Danyeli, İnci Hekimoğlu, İnciTuğsavul, İrfan Dayıoğlu, İsmail Beşikçi, İsmail Cem Özkan,m İsmail Çoban,  İsmail Işılsoy, İsmail Metin Ayçiçek, Kadir Cangızbay, Kamil Aksoylu, Kayuş Çalıkman Gavrilof, Kazım Genç, Kazım Gündoğan, Kemal Akkurt, Kemal Bilget, Kemal Kuzu,Koçer Yılmazer,Lale Akat,  Leman Stehn, Luz Clarita, Lütfiye Yaşar,nMahir Günşıray, Mahir Özkan, Mahmut Canbay, Mahmut Cantekin, Mahmut Konuk,  Mayrig Koç, Mehmet Can, Mehmet Demirok, Mehmet Ergün Işıldar, Mehmet Erkek, Mehmet Özer,Mehmet Uluışık, Melih Şencan, Meral Saraç Seven, Merdan Özüdoğru, Mihail Vasiliadis, Murad Mıhçı, Murat Kuseyri, MustafaDiyar Demirsoy, Mustafa Elveren,  Mustafa Karabudak, Mustafa Özdemir, Mustafa Yetişgen, Muzaffer Erdoğdu,Muzaffer Oruçoğlu, Mübeccel Acar, Nadya Uygun, Nail Beth-kinne, Necati Abay, Nevin Yaylacı, Nivart Bakırcıoğlu, Nuray Bayındır, Nurettin Değirmenci, Nusret Maçin, Oktay Etiman, Omur Cinar Elci, Osman Köker, Oya Aydın, Özgür Tarakçı, Pınar Ömeroğlu, Raffi A. Hermon, Ragıp Duran, Ragıp Zarakolu, Raif Zor, Ramazan Gezgin, Recep Maraşlı, Remzi İnanç, Rengin Demir, Rustem Ayral, Safiye Papila, Sait Çetinoğlu, Sami Gümüşlü, Sedat Bozkurt,  Selma Metin, Sennur Baybuğa, Serdar Koç, Serdar Koçman, Serhat Oran, Serhat Raşa,Serkan Engin, Serpil İnanç, Sezai Sarıoğlu, Sibel Özbudun, Sinan Çiftyürek, Şaban İba, Şanar Yurdatapan,Tanar Çatalpınar, Tayfun İşçi, Taylan Koç,Temel Demirer, Temel İskit,Teslim Töre, Tuma Çelik, Ufuk Uras,  Uğur Karataş, Ulviye Bayraktar,Ünal Ünsal, Volkan Mehmet Acar, Yalçın Ergündoğan,Yasin Yetişgen, Yusuf Hadodo, Zehra Karacan, Zeynel A. Göçer, Zeynel Gül, Zeynep Tozduman,...
---------



30 Mayıs 2015 Cumartesi

Yoruldum!..




Mehmet Koç


Evinize gide gele yol oldum 
Yol yoruldu, ben yoruldum sevgilim 
Anlat anlat, dillerimde tüy bitti 
Dil yoruldu, ben yoruldum sevgilim 


Mektup oldum, sayfa sayfa yazıldım 
Pul yoruldu, ben yoruldum sevgilim 
Şiir oldum, türkü oldum dizildim 
Tel yoruldu, ben yoruldum sevgilim


Toprak oldum, çiçeklere bezendim 
Gül yoruldu, ben yoruldum sevgilim 
Ferhat oldum, dağı taşı delerim 
El yoruldu, ben yoruldum sevgilim 




29 Mayıs 2015 Cuma

Vatansız Gazeteci Doğan Özgüden Vicdanımızdır!



Հայրենազուրկ լրագրող Տողան Էօզկիւտէնը մեր խղճմտանքն է
The Stateless Journalist Doğan Özgüden is our Conscience!
Doğan Özgüden, journaliste apatride, est notre conscience !

Coğrafyamızın yüz akı, vicdanı ve insan hakları savunucusu Vatansız Gazeteci Doğan Özgüden 44 yıldır sürgünde bulunduğu AB başkenti Brüksel'de de hedef alınmakta ve milliyetçilerin ırkçı saldırıları, tehdit, iftira ve linç kampanyalarının hedefi haline getirilmek istenilmektedir.
Milliyetçi çevrelerin saldırılarını ve kampanyalarını  geçmişte Hrant Dink'in katledilmesi sonrasında olduğu gibi, 1915 Soykırımının/Kıyımının 100. yılı anmaları sırasında başlatmaları anlamlıdır.
'Vatansız' konuma düşürülen Gazeteci Doğan Özgüden’in 60 yılı aşkındır sürdürdüğü çalışmalarını, adaletsizlik ve haksızlıklara karşı tutarlı eşitlik, özgürlük mücadelelerini, Türkiye’deki iktidar sahiplerine karşı ödünsüz tavrını, 1915 Soykırımı/Kıyımı konusunda inkârcı resmi teze karşı onurlu çıkışını  çok iyi bildiğimiz gibi, bu tutarlı, dik duruşunun  Doğan Özgüden'i  Türk devletinin, inkarcı, milliyetçi ve ırkçı çevrelerin boy hedefi haline getirdiğinin de bilincindeyiz.
Doğan Özgüden vicdanımızdır, Doğan Özgüden yalnız değildir! 
Vatansız Gazetecinin yanında olduğumuzu ve vicdanımıza  destek ve dayanışmamızı bildiriyor,  Belçika'da yaşayan bu topraklardan göçmüş ilericilerini ve Belçika'nın enternasyonalistlerini de göreve,  ilgilileri duyarlı olmaya ve  gerekli tedbirleri almaya çağırıyoruz.
Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi
Galata Gazete

Հայրենազուրկ լրագրող Տողան Էօզկիւտէնը մեր խղճմտանքն է

Մեր աշխարհագրութեան պարծանքը, խղճմտանքը եւ մարդկային իրաւունքներու պաշտպանը, հայրենազրկուած լրագրող Տողան Էօզկիւտէն, ազգայնամոլներու կողմէ թիրախ առնուած է նոյնիսկ 44 տարիէ ի վեր աքսորուած վայրին՝ Եւրոմիութեան մայրաքաղաք Պրիւքսելի մէջ: Ան, ազգայնամոլներուն ցեղապաշտական յարձակումներուն կ'ենթարկուի, իրեն կ'ուղղուին զրպարտութիւններ, սպառնալիքներ եւ այսպէս թիրախը ընտրուած է հանրասպանութեան արշաւի մը

Ազգայնամոլ շրջանակներու յարձակումներն եւ այս արշաւը, ինչպէս որ Հրանդ Տինքի սպանութիւնէն յետոյ ալ, յատկապէս 1915-ի Ցեղասպանութեան/Եղեռնի 100-րդ Տարելիցի ոգեկոչումներու հետ նոյն շրջանին սկսիլը իմաստալից է:

Քաջատեղեակ ենք «հայրենազուրկ» դիրքի մատնուած լրագրող Տողան Էօզկիւտէնին աւելի քան 60 տարիէ շարունակած աշխատանքներուն, անարդարութեան դէմ իր արդարացի կեցուածքին, հաւասարութեան եւ ազատութեան միտուած իր պայքարին, Թուրքիոյ իշխանամետ շրջանակներուն դէմ իր անզիջող վերաբերմունքին եւ 1915-ի Ցեղասպանութեան/Եղեռնի ուրացման պաշտօնական թեզի դէմ իր պատուաւոր ընդդիմութան: Նոյնպէս տեղեակ ենք, այս համահունչ եւ ուղիղ կեցուածքին պատճառով Տողան Էօզկիւտէն, Թուրքիոյ պետութեան ժխտողական, ազգայնամոլ եւ ցեղապաշտական շրջանակներուն կողմէ ընտրուած է որպէս թիրախ:  

Տողան Էօզկիւտէնը մեր խղճմտանքն է, Տողան Էօզկիւտէնը միայնակ չէ՛

Մենք մեր միասնականութիւնը եւ զօրակցութիւնը կը յայտնենք հայրենազրկուած լրագրողին: Դէպի Պելժիա արտագաղթած բոլոր առաջդիմական անհատներուն եւ Պելժիոյ բոլոր միջազգայնական շրջանակներուն համերաշխութեան կոչ կ'ուղղենք: Զգայուն ըլլալու եւ այս մասին խոհեմութեան պատշաճ միջոցներ ձեռնարկելու ուղղութեամբ կոչ կ'ուղղենք պատկան մարմիններուն  

Անգարա Մտքի Ազատութեան Նախաձեռնութիւն
Galata Gazete

The Stateless Journalist Doğan Özgüden is our Conscience!
The honor and conscience of our geography, human rights activists, the Stateless Journalist Doğan Özgüden is targeted in Brussels, the European Union’s capital where he has been living in exile for 44 years and nationalists try to turn him into a target of their racist assaults, threats, slanders and lynch campaigns.
The nationalist circles initiate their assaults and campaigns during the commemorations of the 100th anniversary of the 1915 Genocide / Massacre and the nationalist assaults and campaigns after the Massacre of Hrant Dink were the same. This is meaningful.  
We know very well the studies which were carried on for more than 60 years, consistent freedom and equality struggles against injustice and unfairness, uncompromising attitude against the power elites in Turkey, honorable rising against the denialist official thesis in respect of the 1915 Genocide / Massacre of the Journalist Doğan Özgüden who was brought down to a “Stateless” position and we are also aware that his consistent, upright stance made Doğan Özgüden the target of the racist, nationalist and denialist circles of the Turkish State.
Doğan Özgüden is our conscience, Doğan Özgüden is not alone! 
We declare our solidarity and support to our conscience and we also declare that we are with the Stateless Journalist, and also we call progressivists who live in Belgium and migrated from these lands for duty and we call all parties concerned for sensitivity and we ask them to take due precautions.       
The Ankara Initiative for Freedom of Thought
Galata Gazete

Doğan Özgüden, journaliste apatride, est notre conscience !

La fierté et la conscience de notre pays, défenseur des droits de l'homme, Doğan Özgüden; journaliste apatride est maintenant devenu le cible des menaces, des calomnies et des attaques nationalistes et racistes, des campagnes de lynchage à Bruxelles, la capitale de l’U.E.  où il vit en exil depuis 44 ans.
Le déclanchement des campagnes et des attaques nationalistes par des nationalistes pendant les commémoration du centenaire du Génocide n’est pas une simple coincidence, tout comme à la suite de l’assasinat de Hrant Dink.
Comme nous connaissons très bien les travaux de Doğan Özgüden depuis plus de 60 ans, sa lutte détérminée pour l’égalité et la libérté contre l’injustice et sa position sans aucune concéssion pour les détenteur du pouvoir en Turquie, son opposition honorable contre le négationisme de la thèse officielle à propos du Génocide de 1915 de l’état Turc, nous voyons bien que c’est pour cette raison qu’il devient le cible des milieux nationalistes et racistes.
Doğan Özgüden est notre conscience, il n’est pas tout seul !
Nous déclarons notre solidarité avec ce journaliste apatride, avec toute notre conscience nous apportons notre appuie et nous appelons tous les progressistes exilés en Belgique de nos terres et toutes les internationalistes de Belgique au devoir et les responsables d’être sensible et prendre les mesures nécéssaires.
İnitiative de la libérté d'opinion d'Ankara 
Journal Galata 

Abdullah Demirbaş, Abud Can, Adam Sarkis, Adil Okay, Adnan Chalma Kulhan, Adnan Genç,  Ahmet Aziz, Ahmet Önal, Akın Birdal, Ali Gökkaya,  Anjel Dikme,  Arzu Şenel Atmaca,  Atilla Dirim, Attila Tuygan, Aysel Baytar Önsal, Ayşe Batumlu, BaskınOran, Bekir Reyhan,  Bora Balcı, Bozkurt Kemal Yücel, Bülent Tekin, Celal İnal, David Vergili, Derya Yetişgen,  Dikran Egoo, Emrah Cilasun, Ercan Aktaş, Ercan Kanar, Erdal Boyoğlu, Erdal Doğan,  Erdem Özgül, Ergün Kuzenk,  Erkan Metin, Erol  Özkoray, Ertuğrul Gümüş, Faiz Cebiroğlu, Fikret Başkaya,Fusun Erdoğan Gül Gökbulut, Gün Zileli, Hacı Orman, Haldun Açıksözlü, Hale Koray,  Hanna Bet-sawoce Hasan Burgucuoğlu, Hasan Fırat,  Hasan Hüseyin Deveci, Hasan Kaya, Hasan Oğuz,  Hasan Zeydan, Hayri Argav,  Hovsep Hayreni, Hüseyin Bektaş, Ira Tzourou, İbrahim Seven, İlyas Danyeli, İnci Hekimoğlu, İshak Kocabıyık,  İsmail Beşikçi, İsmail Cem Özkan, Jozef Hadodo, Kadir Cangızbay, Kayuş Çalıkman Gavrilof,  Kenan Urkun, Kenan Yenice,  Leman Stehn, Mahir Özkan, Mahmut Cantekin, Mahmut Konuk, Mehmet Can,  Mehmet Demirok,  Mehmet Erkek,  Mehmet Özer, Mehmet Uluışık, Melissa Bilal, Meral Saraç Seven, Mithat Baş, Murad Mıhçı, Murat Kuseyri, Mustafa Sütlaş, Muzaffer Erdoğdu, Nadya Uygun, Nail Beth - kinne, Necmettin Salaz, Nivart Bakırcıoğlu, Nusret Maçin,  Oktay Etiman,  Pinar Ömeroğlu,  Quin Minassian,  Raffi A. Hermon, Ragıp Zarakolu,  Ramazan Gezgin, Recep Maraşlı,  Remzi İnanç,  Rıdvan Bilek,  Rüstem Aryal, Sait Çetinoğlu,  Samet Erdoğdu,  Sennur Baybuğa, Serap Kiral,  Serdar Koçman,  Sibel Özbudun, Sinan Çiftyürek,  Sungur Savran,  Süleyman Baş,  Şaban İba, Şanar Yurdatapan,  Şiar Rişvanoğlu, Tamar Çıtak, Tamer Çilingir, Temel Demirer, Türkan Balaban,  Ufuk Uras,  Yalçın Ergündoğan, Yasin Yetişgen,  Zeynep Tanbay,  ...
 Zeynep Tozduman , Ersin Kaya, Sennur Sezer, Adnan Özyalciner, Ali Kılıç, Cemil Kocatepe, Tamer Çağlayan, Mesut Tufan, Ragıp Duran,Nezahat Gündoğan, Kazım Gündoğan

-------------