6 Mayıs 2016 Cuma

Mihrac Hoca’yı tanıyor musunuz?




Faiz Cebiroğlu

Bana sık sık sorulan sorudur: ”Mihrac Ural’ı tanıyor musunuz?”

El-Cevap: Mihrac Ural ile hayatta yüz-yüze görüşmedim. Ama Yazılarından tanıyorum. Antakya’da Türkiye İşçi Parti’si üyesi iken, adını duyuyordum. Yazılarını ise, CEPHE dergisinde okudum. Suriye’de, Arapça, ”Yazılı Dil ve Eğitim”i alırken, Yazı ve bildirileri elime geçiyordu. Ama Mihrac Hoca ile yüz-yüze, ne yazık ki, görüşme imkanım olmadı. Mihrac Hoca’yı, fiziksel olarak değil, fikirsel olarak tanıyorum.

Mihrac Ural’ı Orta-doğu’da broşürleri ile tanıdım. Filistin cephesinde yer alırken, Orta-Doğu üzerine yazmış olduğu broşürler üzerinden tanıdım. Ama yüz-yüze hiç görüşmedim.
Yıllar sonra, ben Danimarka’ya, FN aracılığı ile  geldim. Mihrac Hoca aklıma geldi ve onu internet üzerinden buldum. O’na yazdım: ”Hoca, yazılarını okuyorum. Makalelerini, benim bloguma da gönderir misiniz?”

Mihrac’ın cevabı: ”Benim yazdıklarım, halka aittir, her zaman paylaşabilirsiniz!”
Mihrac Ural’ı ben aradım ve ben yazdım.

Mihrac Ural’ı ben tanımaya başladım.

Mihrac Ural’ın yazılarını, ben paylaştım. Paylaşıyorum.

Parentez açıyorum: Mihrac Hoca ile yazışırken, ”tenekeciler sitesi” birden beni bulmuşlar ve beni de ”Suriye Muhabaratı” diye ”damgalamışlar. Çok sevindim. Onlara yazdım. Oralı olmadılar. Sonra, Adil Okay’dan cevap geldi, onlara: ”Yapmayın yahu, herşeyi birbirine karıştırdınız, Faiz’in Acille, Mihrac ile ne ilgisi var ki? Faiz, Danimarka’da öğretmendir.”

Tenekeciler sitesi: ”Bilmiyorduk. Onunla ilgili ”ithamı” kaldırıyoruz” dediler. Kaldırdılar.
Ben se, üzüldüm. Eyy aptallar, niye kaldırdınız ki?

Eyy aptallar!!! Suriye Muhabaratını ben yönlendiriyorum!
Parentezi kapatıyor ve devam ediyorum.

Mihrac Ural, hiçbir zaman,  bana, yazılarımı paylaş veya siteler gönder demedi. Niye desin ki?
Mihrac’ın tüm yazılarını, Mihrac’tan, izin almayarak, ben paylaştım. Paylaşıyorum…
Evet….Mihrac Ural’ı bröşürleri üzerinden ve internetten tanıdım. İyi ki, tanıdım.
Mihrac Hoca ile irtibatı ben kurdum.

İrtibatımız, devam ediyor.


İrtibatımız, hain, itirafçılar ve tövbekârları ”RAPT” edinceye kadar devam edecektir.

CAN DÜNDAR’A KURŞUN...


Mihrac Ural

Can Dündar ve Erden Gül halkın bilgi alma hakkı gazeteciliğin bu hakka olan sadakatiyle ilgili araştırma yazma çabası zindana atılmakla sonuçlandı. Bu yüz karası girişim siyasi baskıların ürünü olarak gündeme geldi. Tahliye oldular ama kurtulamadılar, yargılama sürdü. Bu günde son duruşmaya gittiler. Adaletin en kötü haline bile güveni olmayan diktatörlük rejimi mafyacılarıyla lümpenleriyle kendi orman kanunlarını ikame etmek için harekete geçtiler kurşun sıktılar öldürmek istediler; yerinde infazdır bunun adı, bu yargısız infazın ta kendisidir.

Şiddetle kınıyorum twitimde de yazdığım gibi bu tetikçilere tetik çekecek onurlu devrimciler kalmadı mı diye soruyorum?

KONUYLA İLGİLİ TWİTLERİM
-Can Dündar’a sıkılan kurşun, diktatörlüğün halka sıktığı kurşundur, söz hakkına araştırma yazma hakkına gazeteciliğe akademisyenliğe sıkılmıştır

-Bu ülkenin düşünme, araştırıp yazma özgürlüğüne sıkılan kurşunlara karşı artık çok sert cevap vermenin zamanı gelmiştir. Sustukça sıra bizde

-Mahkemelerin adaletsiz kararlarını bile yeterli görmeyen algılar "katli vacip" diyerek orman kanunlarını ikame ediliyor

-Bazen düşünüyorum da, bunların tetikçilerine tetik çekecek sol kalmadı mı diye. Hemen "provokasyon yapmayın”cılar gelir aklıma. Yetti artık

-Diktatörlük rejimi adalete asla güvenmez mafya ve lümpenlerini harekete geçerek orman kanunlarını uygulatmaya çalışır. Kuruşunun anlamı budur
----
6 Mayıs 2016 / Cuma - Lazkiye


2 Mayıs 2016 Pazartesi

TBMM AHIR MI?




Mihrac Ural
....Kimse kimseyi farklı tanımlayamaz. Tanımlama haksız ise halk vicdanında asla yer edinemez. Ensar vakfı yeri göğü yutsa da artık bir çocuk tecavüzünün simgesi olmuştur bu değiştirilemez 1000 yıl sonra bile böyle anılacaktır. Tek çaresi kapanmaktır. Tecavüzün azı çoğu ilki sonu yok… 

TBMM de olan tepişmelere bakınca orayı “ahır”a benzettim. Kimileri tepki gösterdi. Meclis bir ulusun alın akı vicdanı ve ahlakıdır diye rahatsızlık gösteren okurlarımdan kimileri beni uyarmayı da ihmal etmedi. Onlara teşekkür ederim. Önceki tepişmenin ardında bu günkü tepişme de gelince görüşlerimi tekrar etmek zorunda kaldım. Bir kereden bir şey olmaz diyenlerin bu kaçıncı kez diye alacakları cevap karşısında ısrarlarını devam ettireceklerini sanmıyorum. Ayrıca bilmeleri gereken önemli bir olguyu da hatırlatmak isterim. TBMM tarihi iyi incelenirse görülecektir ki her diktatörlük dönemi böylesine zorba tepişme hak sahiplerine baskı yapma tekme tokat dövme dönemleri olmuştur...”



İnsanlar bazı binaları kurumları taşları bez parçalarını kutsarlar. Belki bu algı süreçleriyle ilgili gelenek mirasıdır. Bunun toplumların kimliğinde edindiği yer itibarıyla anlamak mümkün. Saygı da duymak zor değil. Bir türbe gibi kimsenin dil uzatmasını içinde meşru almayan davranışların yapılmasını istemediğimiz gibi. Camide mayo ile Kimse kimseyi farklı tanımlayamaz. Tanımlama haksız ise halk vicdanında asla yer edinemez. Ensar vakfı yeri göğü yutsa da artık bir çocuk tecavüzünün simgesi olmuştur bu değiştirilemez 1000 yıl sonra bile böyle anılacaktır. Tek çaresi kapanmaktır. Tecavüzün azı çoğu ilki sonu yok… 

TBMM de olan tepişmelere bakınca orayı “ahır”a benzettim. Kimileri tepki gösterdi. Meclis bir ulusun alın akı vicdanı ve ahlakıdır diye rahatsızlık gösteren okurlarımdan kimileri beni uyarmayı da ihmal etmedi. Onlara teşekkür ederim. Önceki tepişmenin ardında bu günkü tepişme de gelince görüşlerimi tekrar etmek zorunda kaldım. Bir kereden bir şey olmaz diyenlerin bu kaçıncı kez diye alacakları cevap karşısında ısrarlarını devam ettireceklerini sanmıyorum. Ayrıca bilmeleri gereken önemli bir olguyu da hatırlatmak isterim. TBMM tarihi iyi incelenirse görülecektir ki her diktatörlük dönemi böylesine zorba tepişme hak sahiplerine baskı yapma tekme tokat dövme dönemleri olmuştur. namaz kılınmayacağı gibi. Kurumlar mekanlar taşlar tapınaklar her ne ise kendi özgünlükleri ritüelleriyle bir var oluş sergilerler. Bu yapıların içinde onların bir ifadesi olanlar bu mekanları ya yüceltirler yada yerin dibine batırırlar; bir çocuk esirgeme kurumunda çocuklara tecavüz etmek gibi.

Kimse kimseyi farklı tanımlayamaz. Tanımlama haksız ise halk vicdanında asla yer edinemez. Ensar vakfı yeri göğü yutsa da artık bir çocuk tecavüzünün simgesi olmuştur bu değiştirilemez 1000 yıl sonra bile böyle anılacaktır. Tek çaresi kapanmaktır. Tecavüzün azı çoğu ilki sonu yok… 

TBMM de olan tepişmelere bakınca orayı “ahır”a benzettim. Kimileri tepki gösterdi. Meclis bir ulusun alın akı vicdanı ve ahlakıdır diye rahatsızlık gösteren okurlarımdan kimileri beni uyarmayı da ihmal etmedi. Onlara teşekkür ederim. Önceki tepişmenin ardında bu günkü tepişme de gelince görüşlerimi tekrar etmek zorunda kaldım. Bir kereden bir şey olmaz diyenlerin bu kaçıncı kez diye alacakları cevap karşısında ısrarlarını devam ettireceklerini sanmıyorum. Ayrıca bilmeleri gereken önemli bir olguyu da hatırlatmak isterim. TBMM tarihi iyi incelenirse görülecektir ki her diktatörlük dönemi böylesine zorba tepişme hak sahiplerine baskı yapma tekme tokat dövme dönemleri olmuştur. TBMM’yi tanımlayan tarihi kesitler işte bu değişkenlik içinde kendilerini ifade ederler. Diktatörlük dönemlerinde TBMM’nin hiçbir saygınlığı meclise benzer yanı kalmaz güçlü olanın muhalefeti sındırmak için bir ahır olarak kullanılması gündeme gelir. Ki olan bundan başka bir şey değildir. 

Kurumları kurum yapan onları canlı fenomenleridir ya vezir ya da rezil eder. Hepsi bu.twitlerimi okuduğunuzda var olanı resmetmekten başka bir şey yapmadığımı göreceksiniz.

KONUYLA İLGİLİ TWİTLERİM

1- "TBMM ahırı"ndan söz edince birileri fena alınmıştı. Bu kaçıncı hayvani saldırıdır söyler misiniz? Bu tepişmeler nerede olur söyler misiniz?

2- TBMM halkın temsilcileri mi diyalog bilmez hayvanların yerimi? Bunu anlamak için Hakim olan diktatörlüğün saldırganlığını bilmek gerek.

3- TBMM ahırında tepişmenin tarihi her zaman hakim olanın baskıları sonucu olmuştur. Bu kez de öyle AKP soytarılarının HDP'lileri saldırısı

4- Soytarı diktatörün pervasızlığı TBMM'ni ahıra çevirirken AKP milletvekilleri de birer hayvan olarak hak arayanları tekmeleyip duruyor

5- Haziran seçimlerini hokkabazca kasım seçimleriyle alt üst eden diktatör yönetimi, TBMM'yi tepişen hayvan saldırılarına teslim etmiştir

-Kürt halkına yapılan füzeli bombalı kanlı kıyımın uzantısı TBMM denilen ahırda hayvanların saldırısıyla devam ediyor.

-Ülke tek sizin mi,nasıl barış içinde olunacak evlerimizi başa yıkar gençlerimizi katledersiniz, parlamentoda da hayvanlar gibi saldırırsınız

-Kendi topraklarında yakıp yıktığınız Kürd halkına ahıra çevirdiğiniz TBMM'de halkın oylarıyla gelen Mv.lere saldırınız unutulmayacaktır

-Gündeme dönelim TBMM'denilen ahırda HDP'lilere yapılan saldırı Anadolu'nun tüm halklarına yönelik bir baskı ve şiddettir. Lanetliyorum
---
2 Mayıs 2016 / Pazartesi - Lazkiye


29 Nisan 2016 Cuma

Tini rakısıyla büyüdük ve yürüdük!..






Faiz Cebiroğlu

Tini rakısıyla büyüdük
Antakya
Dursunlu köyünde.
Herkes Kâbede dönerken
Tini rakıya ve semaha döndük!
Antakya
Dursunlu köyünde.

Tini rakısıyla büyüdük
Yürüdük.
Herkes Kâbe'de dönerken
Şavkımızı ve önümüzü
Hızır Aleyhi Selam'a çevirdik.
Yürüdük!

Tini rakısıyla büyüdük
Yürüdük.
Bir elimiz çok acı
Bir elimiz tarihsel.
Hazreti Musa'nın çubuğu
Çınar olmuş
Büyümüş
Şimdi koca Çınar olmuş
Antakya
Dursunlu köyünde.

Fadıl babamın gözleri
Dağlara ağladı.
Annemin gözleri
Zeytinliklere ağladı.
Fadıl babam
Nedime annem
Dağlara ve zeytinliklere ağladılar
Kutsal çınara
 Ve sulara.

Tini rakısıyla büyüdük
Antakya
Dursunlu köyünde.
Herkes Kâbe'de dönerken
Bizler
Tini rakıyla semaha döndük.

Kâbede insanlar dönerken
Semaha dönüyor
Dursunlu köyü.

Dursunlu köyü
Fadıl babam.
Salim ve Murşit amcam
Ve de anaların anası
Nedime anam.

Tini rakısıyla büyüdük
Antakya
Dursunlu köyünde.
Ve hepbir ağızdan
Yakardık:
Dursunluya,
Hazreti Musa'ya
ve
Hızır Aleyhi Selam'a.
”Bizlerin Kâbesi insandır / Kur'an da kurtaranda!”
Yakardık.

Tini rakısıyla büyüdük
Yürüdük.
Herkes Kâbede dönerken
Tini rakıya ve semaha döndük!

Yürüdük
Yürüyoruz!..

Bedran kardeşim de
Katıldı.
Yürüdük!
Sene mi, 1978'dir.

Antakya'da  sel,
Asi nehri taşmış
Antakya ve Dursunlu da taşmış
Her yer sel.
Sel sel yürüdük.

Yürüdük
Tini rakısıyla
Semaha dönerek
Yürüdük.

Asi nehri taşmış
Faydana karşı yürüdük.
Herkes Kâbe’de  dönerken
Bizler semaha döndük!
Yürüdük.

Yürüdük
Yürüyoruz
Kol kola
Antakya'da
Dursunlu'da
Tüm Liva İskenderun’da.

Fadıl babam seslendi
Faiz mi söylüyor?
Annem cevap verdi:
Faiz, saza ses veriyor.
Ev yankılanıyor:
”Gel gönül çıkalım seyrana doğru
Hakikat ilminden kervana doğru
Yetmiş üç kelamda hakkı tutanlar
Yetişir menzile, devrana doğru!”

Faiz söylüyor!
Faiz, saz çalıyor!...
Saza ses veriyor
Ev yankılanıyor.

Yürüdük
Yürüyoruz!

Saz çaldım!
Esad'ın sazını çaldım
Saz ”çaldım” ve saz ”çaldım”
Evimiz soyulmuş
Ben kendimi ÇALDIM!

Hızır Aleyhi Selam'ı çaldım
Herkes kâbede dönerken
Liva İskenderun'u çaldım!

Dursunlu köyünde.
Kireçdağlar kahvesinde.
Herkes Kâbede dönerken
Tini rakıya ve semaha döndük!
Yürüdük!

Tini rakısıyla büyüdük
Antakya
Dursunlu köyünde.
Herkes Kâbede dönerken
Tini rakıya ve semaha döndük!

Yürüdük
Yürüyoruz…

Yürüyüş devam ediyor!..
---

(*) Tini : Arapça'da incir oluyor. Tini rakı: İncir rakısı, demektir.

24 Nisan 2016 Pazar

Anma...




Anma: Halk Çağı’nın şairi Ali Yüce
29 Nisan Cuma. Saat: 17.00
Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Konur Sokak. No. 51



”Bir sabah uyandım baktım
Çürük bulutların altında
Takla atıyor kirli sular
Işığa sövüyor üç beş kişi
Kimlikleri yüzlerine yapışık”

Ali Yüce


Belki bu gece ölebilirim...




ربما أموت الليلة
ربما غدا
ربما بعد ذلك
إن حدث هذا
لا تدفنوا قلبي معي


Belki bu gece ölebilirim
Majed Abugosh

Belki bu gece ölebilirim
Belki yarın
Belki daha sonraları…
Ki bu olursa
Kalbimi birlikte gömmeyin


Arapça çeviri: Faiz Cebiroğlu

22 Nisan 2016 Cuma

QAMIŞLO OLAYLARI ÜZERİNE…




Mihrac Ural

Suriye savaşın en zorlu aşamasından geçmektedir. Böylesi bir koşulda provokasyonlar anında dev bir alev topuna dönebilir. Bunu yapmaya uygun çevreler ise Suriye gerçeğini kavramadan oyuna gelebilir. 19 Nisan 2016 tarihi itibariyle gündeme gelen Qamışlo olayları bunu ifade ediyor. Yayılmacı Arap aşiretleri İŞİD’i Nusra’yı da üreten bu aşiretler bu gün NDF (National Defence Forces) Milli Savunma Kuvvetleri adı altında örtü bularak bu dengesiz davranışlarını sürdürüyor.

Bildiğim gerçekleri okura aktarıyorum NDF yerel aşiretlerden oluşuyor ve bu yayılmacı aşiretler zaman zaman en karanlık dinci selefi örgütler haline gelebiliyorlar sıkıştıkları zaman devlete yamanıyor ve devlet yanlısı gibi görünerek aynı amaçlara hizmet ediyorlar. Hain ve kaçak eski Başbakan bile sorumluluklarından kaçarak aşiretini vatandan daha büyük sayıp selefi cinayet şebekelerinin sözcüsü olabiliyor. Bu mantık ne vatanseverlikle ne de devlet bilinciyle hareket etmez hep kendi aşiretinin dar çıkarlarına sarılar ve aşiretinin Irak, Ürdün, Suudi ve Suriye’deki varlığına bakarak vatandan büyük olduğunu hayal eder.

Kendini “Suriye dostu” sayan kimi Türkiyeli Araplar ise ulusalcılık bilinç altının itimleriyle Kürd düşmanlığı yaparlar Türkiye’de de Suriye’de de yaptıkları bu düşmanlıkla gerçek anlamda Suriye düşmanlığını sürdürürler. Bunların önemli bir kısmı MİT algı operasyonlarının esiridirler. Okurlarımın bunlara dikkat etmesi gerek.

Bu gün Qamışlo da süren çatışmalarda Suriye ordusu taraf değildir. Suriye ordusu Kürdüyle Arab’ın ve tüm inançların ordusudur taraf değildir. Lokal olan bu çatışmaları da çözecek olan da Suriye ordusudur. NDF, bu bölgede sürekli sorun yaratmaktadır. Kürd halkının Suriye vatan savunmasındaki direniş kahramanlığını hiçe sayarak provokasyonlar yapmaktadır. Bunu bilelim. Suriye Kürtleriyle güçlü olduğu gibi Kürdler de Suriye vatan severlikleriyle de güçlüdür. Bu denklemi bozmaya kalkışanların soytarı diktatör Erdoğan ve İsrail’in ekmeğine yağ sürenlerdir. Bölgeden kolu kanadı kırılarak kovulan diktatör Erdoğan’ı bölgeye tekrar oturtmak isteyen çabaların bir ürünü olan bu lokal çatışmalara kimse prim vermesin iki stratejik dostun barış içinde sorunlarını çözmesi için çalışsın bu yönde yazsın. AKP’nin yandaş medyasının oyunlarına gelerek kürde düşman olanlar Suriye düşmanıdır.

KONUYLA İLGİLİ TWİTLERİM

-Mukaveme Suriyyi güçleri olarak Kürt halkına hiç bir hal ve koşulda silah tutmayacağız. Kürt düşmanlığı yapanlara da prim vermeyeceğiz

-Mersin'de Adana'da Hatay'da cahiller sürüsü Ulusalcı Türkleşmiş Arapların kürd düşmanlığı Suriye düşmanlığıdır. Qamışlo olaylarında tutum...

-Ulusalcı Türkleşmiş Arap, AKP medyası kuyrukçusudur. Kürd düşmanıdır bunları tanıyın. Suriye'nin sahte dostlarıdır bilin, sahte Arap’tır

-Qamışlo olayları lokaldır yarın bitecek iki dost yine teröre karşı birlikte duracaktır.Bu çatışmayı kışkırtanlar Diktatöre RTE'ye hizmet eder

-Kürt halkına çekilecek silah Suriye’ye çekilmiş demektir. 5 yıldır Esad yönetimi Kürdleri destekledi durdu bunu bilmeyenler öğrensin

-Suriye Kürtleriyle güçlüdür,tersi de doğrudur.Bu gerçek iki gücün stratejik dostluğuna işaret eder.Her kim ki Kürde karşıysa o Suriye düşmanı

-Birileri Suriye düşmanlığı için Suriye’yi tarihten bile silecek oluyor. Tarihin her kesitinde bu coğrafyanın bilinen tek adı Suriye’dir.

-AKP'nin yandaş medyasın kuyruğuna taklan hiçbir Türkleşmiş Arap Suriye dostu değildir.Hatay davasını sorduğumda pırsıp durmaları bundandır

-Qamışlo'da barış iki stratejik dostu için gerekli olandır. Diktatörün ve İsrail’in sevinci kursağında kalmalıdır. Bunu işlemeliyiz

-Qamışloda beni okuyan Kürt kardeşlerim Suriye ordusu komutanları siz iki stratejik dostsunuz vuruşmanızı diktatör Erdoğan ve İsrail istiyor

-Suriye sevenler sakın Kürt düşmanlığı yapmayın Devlet Kamışlı olayını barışçıl yolla haledecek sorun NDF bunu en etkin askeri sorumlu söylüyor

-Kamışlıdan son resmi bilgi ; Şam'dan yüksek bir heyet olayları yatıştırmak ve barışçıl çözüm için Qamışlo'da. Dostlar düşman olmamalı

-Kamışlı Askeri polis komutanı Asım Hamdan vatansever bir subaydır umarım olumsuz bir şey olmaz. NDF, İŞİD'çi kaynıyor tüm sorun budur.

-Kamışlı olayları Cezaeviyle bitmiştir. Dünden bunu biliyorum. Kimse Suriye ordusuyla YPG arasında sorun var sanmasın. Kışkırtıcılar yanılacak

-Qamışlo'nın lokal olaylarını ahlaksız AKP medyası Esad'çı olup Kürtlerin katlini ister. Kargalar rüyasında darı görüyor. Esad, Kürd dostudur

-Dün geceden elimdeki bilgiler netti. Kamışlıda Aliya bölgesindeki Ceza evi sorunu çözülecek ve çatışmalar bitecek. Ordu lokal sorunları çözer

-En güzel günlerimizi kabusa çevirenleri, mutlaka bir gün; en tatlı uykularından uyandıracağız.

-Halkımı birbirine düşürmek isteyen, Fikir üretmeyen, Kürt düşmanlığı yapan, Ulusalcı, Türk’ten çok Türkçü Araplar bana yazmasın engelleyeceğim

- kimden şehit olursa olsun zarar direnen Suriye'yedir. Yayılmacı Arap aşiretlerinin ırkçı-milliyetçi duruşları hep provokasyondur

- Suriye ordusu iki tarafa da uyarı yapmak üzere müdahalede bulunma çabasındadır. Bu noktada dost çekişmesi olayı var boyutu bu kadardır.

- NDF nin karargahları Suriye ordusunun merkezleriyle yakın bu olaya farklı boyut vermek için kullanılmak isteniyor.

- NDF ve Asayiş güçleri arasında çekişme silahlı çatışmaya dönmüştür. Suriye ordusu taraf değildir. NDF güçleri olayı farklı boyuta sürüyor

-Qamışlo'dan net haber, sorun NDF ile Asayiş güçleri arasında alan ihlali ve sürtüşmeleriyle başlardı.Suriye ordusunun olayla ilgisi yoktur

-Soytarı diktatörün tek amacı Suriye'de Kürtlerle Suriye ordusunun çatışmasıdır Bu asla olmayacaktır, Yerel sorunları da Suriye ordusu çözer

-NDF de öbekleşen yayılmacı Arap aşiretlerini Suriye ordusuyla karıştırmayın. Suriye ordusu Suriyelilerin ordusudur.Suriye kütleriyle güçlüdür

-Yayılmacı ırkçı-milliyetçi İŞİD'i,Nusra'yı yaratan Arap aşiretleri,Suriye ordusuyla Kürtleri karşı karşıya getirmesi asla mümkün olmayacaktır

-Kamışlı yöresinde yayılmacı Arap aşiretlerinin provakasyonları Suriye ordusunu Kürt halkı ve örgütleriyle karşı karşıya getiremeyecektir.

-Suriye'de en tehlikeli olay Kürt halkına ve direnen örgütlerine saldırmaktır. Bunu Suriye ordusu asla yapmayacaktır. Arap aşiretlerine dikkat
----
20 Nisan 2016 / Çarşamba – Lazkiye